19 Şubat 2012 Pazar

Esra Uçar - Bugün Gazetesi - 26 Aralık 2011


-1-

Esra Uçar 2012'ye girerken bir üçleme yazısı yazmıştı. Biz bu yazıların 3.sünü yayınlamıştık. Şimdi ilk yazıyı paylaşıyoruz:


KUANTUM; ARADIKÇA İNSAN KENDİNİ, EVRENDE KAYBOLUYOR.

Gerçeği arıyor dünyalı, aradıkça dünya kayboluyor… madde kayıp.


Çok az kaldı 2012’ye. Yeni yıla, dünyanın içinde bulunduğu ekonomik kriz, siyasi sorunlar, biri bitip diğeri başlayan işgaller, demokrasi tartışmaları, terör, güç gösterileri, özetle iyilikle kötülüğün savaşından daha çok bilimsel bir gerçek damgasını vuracak gibi gözüküyor; kuantum.

...

Newton’un fizik kuramının kabul gördüğü araştırmalarda madde atomlarla açıklanıyordu. Sonra -uzun bir zaman sonra- parçalanamaz denen atomun alt parçacıkları keşfedildi, elektronlar, protonlar, nötronlar vs… Şu kadar atom şunun özü, bu kadar atom bunun özü dendi. Teknoloji ilerledikçe bilim dünyası kendini ilim dünyasının göbeğinde bulur oldu. Pozitif bilimcilikle böbürlenenler deney yaptıkça yaslanıp durdukları atomların içi bir nevi boş çıktı. Atomlar elektrik akımları, madde enerji olarak bilim dünyasına yeni bir merhaba dedi. Pozitif bilim uzay boşluğunda ‘kırmızı balık gölde, kıvrıla kıvrıla yüzüyor’ şarkısını söyler oldu. Kıvrıla kıvrıla yüzüyoruz insanıyla, eviyle, arabasıyla, yıldızıyla, tenceresiyle, tavasıyla uzay boşluğunda… Tek bir dalga halinde. Evrende elektrik akımından başka bir şey yok. Evren dalga boyutu.

Fizik profesörü anlatıyor ekranda; “eskiden ben size topu attığımda, siz de onu tuttuğunuzda, işte diyorduk atomlardan oluşan top şu kadar ivmeyle kucağınıza düştü. Şimdi topun kucağınızda olduğunu iddia edemiyoruz çünkü en son teknoloji ile ölçümlediğimizde top hem kucağınızda hem diğer başka pek çok noktada. Ne top sabit ne siz. Ortada bildiğimiz anlamda bir top da yok. Bizim gözümüzün gördüğü şey aslında madde boyutunda yok. Evren adeta bilgi yüklü bir bilgisayar. Müdahale edemediğimiz gibi tesadüflerle de açıklayamıyoruz.”

İnsanın elindeki herşeyi bırakıp, gözünü birkaç ağaçla buluta dikip saatlerce düşünesi geliyor. Ama düşünmekle vakit kaybetmek ve kendi kendinize “işinize gelen” fikirler üretmek yerine girin internete, başlayın hayatınızın en müthiş yolculuğuna.

Madde aslında dalga boyutu. Tıpkı televizyonda seyrettiğimiz filmler gibi. Ekrana gelip karşımıza dikilen adamların aslında elektrik akımı olması gibi sokakta yanımızdan geçenler de aynı durumda. Dünyayı herkes kendi bilincinde seyrediyor.

2012’ye girmemize sayılı günler kala yeni yılın kehanetleri de sıralanıyor… Dünyanın oldukça karışacağı bir yıl bizi bekliyor gibi görünüyor. Ama ilginç bir tezatla kucaklıyor zaman dünyayı; bir yandan bireysel ilişkilerden ülkeler arası ilişkilere kan gövdeyi götürüyor, haksızlık, sömürü, zulüm, kargaşa, kavga gittikçe artıyor, insanoğlunun var olma, haklı olma, güçlü olma, kazanan -taraf- olma, hep daha fazlasına sahip olma savaşı kanlı kansız ama mutlaka bir miktar şiddetle devam ediyor ama diğer yandan bilim dünyasını alt üst eden kuantum fiziği, bir bulutun üstünde bacak bacak üstüne atmış, çekirdek çıtlayarak dünyayı seyrediyor. Sizin anlayacağınız ne uğruna kan dökülecek bir toprak parçası, ne kırdığınıza değecek bir kalp var ortada… hele öfkelenip durulacak hiçbir şey yok. Ama bir gerçek var ki tüm bunları gerçek gibi algılamamızın bir sebebi var.

Evet, madde kayıp. Elde var sadece bilinç. Ve tek bir bilinç. Tek dalga boyutunda bir bilinç. Madde olarak algıladığımız herşey birbiriyle içiçe. Hepimiz, canlı cansız tüm varlıklar tek bir elektromanyetik dalganın parçasıyız. Kuantum fiziğinde derinleşenler bilimin felsefesinde de derinleşiyorlar. Şimdi maddeyle vedalaşan bilim bilinci çözmek üzere derin bir yolculuğa çıkıyor. Milyonlarca galaksi, milyar canlı, sayısız eşya, müzik, lezzet, aşk, nefret… paylaştığımız bilinç kimin bilinci?

Yeni yıl ve bu yeni çağ çok ilginç olacak.

Yazının tamamını okumak için tıklayın: http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/179297-kuantum-aradikca-insan-kendini-evrende-kayboluyor-makalesi.aspx